Kelebek

News

Thursday 19 June 2009

 

 

We have arrived in Gove on the western edge of the Gulf of Carpentaria. We are in the "Top End", the Northern Territory.

 

For the story of our trip along Cape York look at the "Australia" section

 

 

May 19 2009

 

Sabah karanlığını yarım ay ve giriş kanalı markalama çakarlarının ışıkları kapalı havaya rağmen biraz aydınlatıyor, önümüzde Pan cake demir yerine 66 nm yolumuz var. Hava raporunda yer yer sağanak ve fırtına (Bu sadece yağmur sağanaklarına burada verilen isim) ve 10-15 GD rüzgârı var. Üçüncü şamandırayı geçince iskeleye dönüp kuzeye tırmanma ilk etapında rotamıza oturuyoruz.

 

Avustralyada 6 ay geçti, göz açıp kapayana kadar değildi geçerken de şimdi ileriye baktığımız için Kürek  kulübünde edindiğim arkadaşlarla vedalaşırken çabuk gibi görünüyordu.

Geriye baktığımda insanların yakınlığı, sadece kulüptekiler ve marinadakiler değil, sokakta karşılaştığım herkez dahil, Bundaberg’ten taşıdığım en iyi hatıra. Belkide muhasabenin + lar hanesindeki en +.

Avustralya ya hiç değilse bir süre yerleşmek ümidiyle gelmiştik. Annette haklı olarak vatanında bir süre geçirmek, çalışmak cemiyete girmek istiyordu. Benim içinde 2.5 yıl çalışmak Amerikadan çok az olasada bir emekli geliri almama, Ekonomik dalganın kamyonuna çarpıp hastanelik olan bütçemizi tamire vasıta olacaktı. Geçen yıl uçakla geldiğimizde Avustralya ekonomisinin en üst seviyesinde idi ve işler beni buluyordu. 1 AU dolar .93 US cent iken iki üç ayda .60 centlere düştü ve piyasa paniğe girince kimsenin  lüks yat alacak hali yok, iş bulmak hayal oldu.

Annette burada eskiden çalıştığı Dünyanın en önemli Deniz kaplumbağaları inceleme noktalarında biri olan Mon Repo da her iki gecede bir gönüllü Kaplumbağalarla haşır neşir günlerini geçirirken ben inanılmaz bürokrasiden sıyrılma savaşına girdim. Ama çıkar yok bulamadım. Bilgiler her nedense bize eziyet için daima “AMA bilmemne bilmemne lazım, veya şartlar eskiden öyleydi ama şimdi böyle” diye eksik veya yanlış karşıma çıktı. Kelebek ancak iki yıl kalabilir, ben istediğim kadar kalabilirim ve çalışabilirim, teknede yaşarsak resident olmuyoruz, o zaman benim iş bulursam çalışmam sosyal security açısından güme gidiyor. Eğer karada ev kiralarsak resident sayılıyorum ve bu sefer Kelebeği ithal etmem gerek en aşağı 12000 dolar + oturma vizesi için 2500 dolar.

Avustralya termit in ağababası iken ithal edersen teknede termit kontrolu olacak. İthal edilmeyip iki yıl geçiren teknelerde termit varsa, iki yıl içinde diğerlerine geçmiyecekmi acaba? Bunun gibi inanılmaz nefes almayı bile izine bağlıyan kuralların üstüne kahverengi nehirdeki “midgie”ler göz görmez sinekler tüy dikince, Annette ben burada altın madeni bulsam kalamam dedim. Yaş 70 e geliyor önümdeki yıllar israf etmek için çok değerli. Annette inatla iş arıyor her yana resume gönderdik ama yok.

Son iki ay hayatımızın zor dönemlerinden biri oldu, ayrılıp ben denize, Annette herhalde işsizler kuyruğuna girme raddesine geldik ama 20 yıllık tam anlamıyla can yoldaşlığı kopmadı, Annette belkide işsizlikten korkup havlu attı ve benle gelmeye karar verdi.

Gelecek Ekim ayında Sydney de yapılacak Dünya master lar oyunlarına katılmak bile burada bir daha geçirmeye değmez. Oysa ki marinanın sahibi akşamları 5 ten sonra bir konteynere astığım cuval üzerindeki hedefe antrenmana izin vermişti. Başladığımda konteynere bir iki delik açtım ama sonunda geçen şampiyonanın birincisinin puanına eriştim. Ama dedimya bir yıl daha kalmayı düşünmek bile kabus gibi bir şey.

6 Nisanda Kelebeği karaya çektim “barnackle” kekamozlar şimdiye kadar görmediğim büyüklükte, süper tazzikli su ve ispatula ile kazıyıp zehirliyi vurup 4 günde tekrar denize indik. Annette kumanya peşine ben mazot ve diğer ikmali yapmaya daldık. Hafta sonu kulüpte son küreğimi çektikten sonra arkadaşlarla vedalaştım. Demiri alıp nehrin ağzında bizim gibi kuzeye tırmanan göçmenlere katıldık. Kader sanki alay ediyor, son hafta iş için muracaat ettiğim buranın en büyük yat inşa şirketlerinden biri arayıp iş teklif etti, artık çok geç ben gidiyorum dedim.

 

Mayıs ayı siklon mevsiminin sonu (Şeytan kulağına kurşun) hemen önümüzdeki Oğlak dönecesini geçip tropik Queensland ve Northern Territory üzerinden Darwin e kadar Great Barrier resifin içinden 2000 küsür mil yolumuz var. Avustralya, Avrupa, Japonya ve Yeni Zelandayı rahat içine alacak kadar büyük.

 

Rüzgâr gelir gibi yapıp bizimle oynuyor ve duruyor, günü motor gırgırı altında pahalı mazotu yakarak geçirdik (Mazot ayrı bir hokkabazlık, eğer tekne Queensland a kayıtlı değilse litrede 10 cent extra veriyorsun? Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir kural yok.) Pancake creek, Hummocky island, Great Keppel island dan sonra Pearl bay de bir extra gün kalarak sabah karanlığı seferlerine ara verdik. Great barrier resif kıtadan uzakta olduğundan bizi ölü dalgadan korumuyor henüz, burası biraz az sallantılı demir yeri.     

21 Nisan yine sabah karanlığı al demiri, rüzgâr duamızı yapıp önümüzdeki 60 millik yola düzüldük, Dün bütün gün hiç motor durmadı, bu gün de pek ümitli değilim, bu kıyılardaki en yüksek gelgit ve dolayısıyla en kuvvetli akıntı bölgesini 1 knt akıntı yardımıyla geçmemiz teselli. Annette yine oltayı topladı balık avlama yasağı olan bölgeye girdik, aslında biz zararsızız zaten tutamıyoruz, dün herhalde bir köpek balığı teli koparıp sahte yemle beraber gitti.

Avustralyanın yat charter merkezi Whitsunday’e tatlı bir rüzgârla ulaştık, hatta balon yelkenimiz ay yıldızı bir süre şişirdi. Ticaret rüzgârları nedense geçikti biraz, durgunluk bir haftayı geçti. Bir süre Whitsunday’i dolaşacağız, artık Great barrier resifin arkasındayız, okyanus ölü dalgası tam anlamıyla bize yüklenemiyorsada gel git in yarattığı akıntılar denizi çalkalandırıp dibi karıştırdığından su bulanık.

Whitsunday 74 adadan oluşuyor, çoğu milli park, resifi korumak için bağlama şamandıraları atmışlar, adaların çoğunda tuvalet ve tatlı su var, tertemiz, hakkını vermem lazım da denizde görüş  çok az.

Hook island da Butterfly bay “Kelebek koyu olurda biz gitmezmiyiz? Güzel bir koy ama dik yamaçlardan kurşun gibi inen rüzgâr bizi bağladığımız şamandıranın üstüne çıkarıyor arada bir. Sonunda şamandırayı çiğnedik, teknenin altını sıyırıp öbür tarafa çıkana kadar yeni zehirli boyayla birlikte benim de içimi sıyırdı. Ücretsiz şamandıra sizin olsun, palamarı çözüp Airlie beach e bastık yelkeni. Güzel rüzgâr bizi güzel turist kasabasına getirdi. Stok azaldı ikmal lazım, ikimizde turistik yerleri sevmeyiz ama burası çok güzel, iyi bir his bırakıyor. Sokaklar genç turist dolu, gürültü patırtı yok. Belediye kıyıda çok güzel parklar yapmış, standart BBQ ler, wireless internet,  masalar duşlar, tuvaletler in  de üzerinde parka bir lagoon yapmışlar, iki üç olimpik yüzme havuzundan büyük ve göl gibi, herkez yüzüyor, eğleniyor, çocuklar ve ihtiyarlar için özel  havuzlar. En önemlisi denize girip bu kıyılara özel öldürücü olabilen deniz analarına ve köpek balıklarına yem olmaktan kurtarmışlar milleti. Avustralya bu konularda çok şahane.

Güney Avustralya ya yerleşen güçlü yüksek basınç yerinden memnun kıpırdamaya niyeti yok, sıkışan isobarlar kuzey ve doğu kıyılarında sert rüzgarlara sebep oluyor. Bütün kıyıda sert rüzgar ihbarı var. Townsville e direk gidecektik, şimdi kısa kısa 30-40 milllik atlamalar yaparak, son gün 4-5 yağmur sağnağıyla zaman zaman 35 in üzerine çıkan rüzgarla limana ulaştık, bir kaç gün gerekli ikmal yapıp tekrar yola düzüleceğiz.

Townsville nedense ölü gibiydi, ekonomi bu kadarmı kötü? Magnetic island Townsville in karşısında, ben acele edip biran evel kuzeye ulaşmak istiyorum ama buralar Annette in üniversiteye gittiği ve yıllarca yaşadığı yerler, biraz nostaljik seyir yapıyoruz. Magnetik island da yürüyüşte Koala lara rastladık, ne kadar şeker hayvanlar. Maraton seyrimizde Cairns e uğramadan önce Dunk island mavi kelebekleri (Ulysses) ile ünlü şansımıza başka heryerde gördükte orada göremedik, her neyse yolcu yoluna devamla Cairns e ulaştı.

Nehir bizim gibi rally e katılacak yatlarla dolu. Doğrusu şu ana kadar katılan 130 tekne ile aynı rotada olmak ve aynı koyda demirlemek hiç cazip görünmüyor ama bakalım nasıl olacak. Anti sosyal olduğumuzdan değil ama denizlerde dolaşmanın getirdiği hürriyet hissine tamamen karşı geliyor bana.

 

27th August

 

Strong winds blew us into Port Vila, Vanuatu. The people at Aneityum, the southernmost island of the island chain, told us that Vila was busy. They are right. It is bustling, enjoyable, sprawling and friendly. It retains the sense of adventure and romance of the south sea ports of old.

 

 

 

30th May

Urupukapuka adasında sabah uyandığımızda başlayan gün diğerleri gibi bir güne benziyordu. Cezir /alçak su’da, adanın okyanus tarafındaki kayalardan midye toplamaya gittiğimizde okyanusun son birkaç günde biriktirdiği ölü dalgası iki metreyi bulmuş, bize midye toplamak yasak dedi. Yapacak bir şey yok hayal kırıklığıyla geri döndük.

Opua da Pasifiğe çıkmadan önce son hazırlıkları yapma dönemine girmeden güzel bir ziyafet düşüncesi hayal olmak üzereyken son anda bir ahtapot benim zıpkının ucuna takılınca geri gelen neşemiz, bu sefer de motorun marşına basınca gelen “gır gır gır “arasında kayboldu. Bunca yıl Whangarei de bir problem olmazken tam yolun ağzında bu nasıl bir rezalet? Yeni Kaledonya’ya doğru açılmak için gelecek uygun hava penceresinin açılmasına hemen hemen bir hafta var, o yüzden kalabalık limanda beklemektense yol üzerindeki sevdiğimiz yerlerde bir kaç gün geçirmek istedik, ama sadece birkaç gün. Makineyi kaybedip buranın yerlisi olmak niyetinde hiç değiliz.

Beynin gri hücrelerini devreye sokup problemin çözümüne saldırdım, elimdeki, motorun “work shop manuel”i /tamir kitabındaki “fault finding” /problem bulma bölümündeki deliller yakıt sistemini işaret ediyor. Klasik bir durum, eğer aküler zayıf değil ve marş diamosu dönüyorsa enjektörlere yakıt gelmiyor demek. Yakıtın gelmesini önleyen bir küçük hava kabarcığı. Havayı almak genelde zor değilse de, sisteme girdiği noktayı bulmak basınç testi yapmadan imkânsıza çoook yakın.  

İlk iş mkineyi çalışır hale getirip biran evvel Opua’ya gitmek. Her tarafı mazota bulayıp Annette’le havasını alınca çalıştırabildik ama, nedeni? Meçhul. Önümüzdeki günlerin benim için ne kadar boktan olacağını bilen kafam bütün iyimserliğiyle “belki bir kaza olmuştur, bir kere daha deneyelim, veya hiç değilse yakıtı durduracak kadar havanın ne sürede sisteme emileceğini anlamak için demir yerinde iki gün ara verdikten sonra tekrar denedim, yine hava yapınca işin şakası kalmadı. Burada havayı alırımda okyanusun ortasında zıp zıp zıplayan teknede bu ameliyeyi nasıl yapacağım? Ve resiflerin arasında acaba çalışacakmı? endişesiyle sert hava şartlarında seyir pek akıl kârı değil. Al demiri Opuaya.

Opua’da penceresinin açılmasını beklerken “fuel lift pump”  mazot tankı motordan daha alçak seviyede olan (%90 tekne böyle) teknelerde yakıtın havasını alamakta kullanılan el pompasını söktüm ilk iş olarak. Bu ameliye keşke bir cümleyle anlattığım kadar kolay olsaydı. Murphy’nin kanunu; yakıt pompası motorun en zor ulaşılan kısmında. Önce “alternatör”şarj dinamosunu ardından motora bağlandığı “bracket” bağlantılarını söktükten sonra pompayı motora bağlayan somunları söktüm, ama motor tarafında kalan saplamalar pompayı yerinden çıkarmama yetecek kadar mesafe vermiyor. Pompanın karşısındaki “heat exchanger”i sökmek yada saplamayı motordan çıkarmak lazım. Uzuzn uğraşma sonunda iki somun ile sıkıştırıp saplamanın birini söktüm ve kıl payı ile pompayı çıkarabildim. Görünüşte bir şey yok. Bu iş daha önce Güney Afrikada başıma geldiğinde pompanın valfçıklarından biri arasına sıkışmış küçük bir plastik parça bulmuştum (Dikkat yakıt hortumları ek yerlerinde bu teflon bantları kullanmayın.) Kıyıdaki motorcuda temizleyip, vakum ve basınç testi yaptık, bir hata yok. Sevinemiyorum çünkü benim hayalet hala kapının ardında elinde sopayla bekliyor ama hangi kapının ardında?   

Yakıt sisteminde olabilecek her bağlantıyı elden geçirip, elimine edebileceklerimi edip kaçağı ortadan kaldırmaya çalıştım. İşin boktan yanı problemi çözüp çözmediğini somut gösterecek bir delil yok, sadece olsa olsa tahminleri. Şimdilik makine çalışıyor ama ne zaman çalışmamaya karar verecek bilmek imkânsız. Ne kadar süre deneme yapmalıyım?

Türkiye ye geldiğimizde çok karşılaştığım bir soru;

Ürktüğünüz (Türk çok cesurdur ya korkmaz, belki çoook nadir ürker) zamanlar oldumu?

Ne ürkmesi, korkudan iç çamaşır sıkıntısı çektiğimiz zamanlar oldu, benim cevabım idi.

Korku, korkulacak bir his değildir, Panik haricinde. Asıl problem korkulması gerekenden korkmamak. Korku bizim haddimizi bilmemizi, gerekli önlemeleri almamızı sağlar. Şimdiki korku eğer motor çalışmazsa ne yaparım? Önce çalışması için son çare hava filtresine sıkacak eter aldım. Motoru günde iki kere 5er dakika çalıştırıp basıncın düşmesini önleyeceğim. Kritik yerlerde motor yokmuş gibi düşünüp risklere mümkün oluğu kadar uzak duracağım.  

Hafta sonu geliyor, marinanın kapısında asılı hava haritaları Pazar günü güzel, şişman bir yüksek basınç alanının Avustralyadan gelmeye başladığını gösteriyor. Yatçılar arasında bir haraket başladı. Marinada aktivite bir arı kovanı gibi, yola hazır olanlar sinyalı aldı, gümrük çıkışlarını almak için ofisin önünde kuyrukta konuşmalar;

-biz Fiji ye gidiyoruz, siz nereye?

-biz Tonga ya.

Kadınlar Pahiadan son sebzeleri alıyor, marinadan hesaplar kesiliyor, mazotu doldur, gümrüksüz içkileri al vs.

Ben bu pencereyi motoru denemeyle geçirip, gelecek olanı yakalamaya karar vermiştim ama, güzel fırsat, beni kaçırma diye bağırıyor.

Bu sesi kulak ardı edemedim, salonda takımlar ortada yürüyecek yer yok, Annette yolluk yemek pişirmedi henüz. Pazartesi kitmeye karar verdim ama Pazar günü gitmek istiyorum aslında.

-Annette ne dersin?

Annette in ilahi uysallığı sen istiyorsan gideriz diyor ama onu deniz tuttuğundan bir hazırlık dönemine ihtiyacı var.

-OK Pazartesi gidiyoruz, diyorum ama her günün önemi var. Zaman kaybetmek istemiyorum. Bütün gün motoru deniyorum ama aslında ne deniyorum bilmiyorum, hava yapan kaçağı bulmama imkân yok bir basınç denemesi yapmadan. Benim elimden geleni yaptım, gerisi Allaha kalmış. Ve çıkışı alıp Pazartesi sabahı yarım gün rötarla demiri alıyoruz.

İlk iki gün rüzgâr GB olması gerekirken GD tam kıçımızda, bu da Kelebeğin zayıf yönlerinden, rüzgar hafif, deniz de kaba dalgalı olunca süratimiz 5 yıl sonra okyanusa açılma heyecanıma cevap veremiyor. İlk günler Annette’in deniz tutma günleri, günde iki defa motoru 5-10 dakika çalıştırıyorum hava yapmasın diye, ilk iki günde ancak 90 ar mil yapıyoruz. Dün ayrılanlar daha güzel rüzgâr içinde arayı açıyorlar.

Üçüncü gün rüzgâr Doğuya dönünce geniş apazda Kelebek kemiğini ağzına aldı, üç gün 150 şer mil yaptık, hava açık, geceleri, dolun aya doğru gittikçe büyüyen ay yolumuzu aydınlatıyor.

Hayatımız ekstemlerde, beklenmiyenlerle dolu. Nehirde kıçımızın üstünde otururken hayatımızı ağır ağır etkileyenler, okyanusta ani değişikliklerle geliyor. Bu sinirli değişken iklim bölgesinde aniden oluşan yağmur sağnakları, depresyonlar, keyifle oturduğun kokpitte zaman zaman diken üstünde oturmana dönüşüyor. Şimdilik herşey yolunda ama Show’un bitmesi için şişman bayanın şarkısını bekliyoruz.

4 cü gün radyoda buluşmamızda Helmut;

-Ta ta ta ta Tanıl yeni hava raporunda Yeni Kaledonyanın hemen doğusunda bir alçak, alçak, alçak, çak çak çak. Ba ba baba basınç oluşuyor. Kötü haber, kuzey doğu ardından kuzey rüzgârı 30 knot esecek.

Kö kö kökö tü tü haber dahada ileri gidiyor, eğer Pazar günü varamazsak, Pazartesi cephe üzerimizden geçecek ve rüzgâr GB, felaket yağmur vs.

Helmut bu alçak basınç sadece Victoria üniversitesini verdiği bir hava raporunda gözüküyor, belki değişir daha iki gün var diyor, belkide Eski dostum, iyi arkadaşım teselli veriyor. Anlaşılacağı gibi eski arkadaş Helmut kekeme heyecanlanınca plak takılıyor.

7 knot süratle uçarken karamsarlığa kapılmak saçma gibi ama önümdeki günlerin hesabını şimdi yapmam lâzım.

Hava hayatımı karartmak için bundan ideal bir zamanlama yapamazdı. Bu kaos tam varış zamanımızda olacak. Saatler önemli, keşke bir gün önce çıksaydık diyoruz.

Durum haritaya bakınca çok daha iyi anlaşılır. Yeni Kaledonyayı çeviren resiften bizim geldiğimiz yönden girecekler için iki seçenek var. Biri açık okyanusta güney resifin güneyinden Noumea nın güneyindeki Boulari geçidinden girip 15 mil lagoon dan sonra Noumeaya ulaşmak, bu 20 yıl önce izlediğim koskoca bir fenerle markalanmış kolay bir yol.

Diğeri Yeni Kaledonyanın en güney ucunda oluşan bir balık ağzı veya “JAWS” (dan dan, dan dan) gibi açılan resiflerin ortasına girip,  güney çenedeki sivri dişlere takılmadan, kuzey çenedeki bir çürük bir diş boşluğundan lagoona dalıp havadaki pislik temizlenene kadar Ile Des Pin adasında demirlemek, Fransız gümrüğü giriş işleminde anlayışlı davranıyor.  

Altıncı gün hava raporundaki rüzgar yarın sabah değişecekti, biraz acele edip gittikçe kafadan esmeye başladı, artık günlerdir geldiğimiz gibi tek tramolayla rotamı tutturmak için açı çok küçük, 50 mil var resiften girmeye, motoru çalıştırıyorum, büyük denizlere karşı ancak motor yelken 3-4 knots yapabiliyoruz, üstüne tüy diken med cezirle su lagoondan dışatı boşalıyor, 0,5- 1 knot karşı akıntıdayız.

12 saat boğuşmanın sonunda Jaws ın üst çenesine yaklaştıkça denizler biraz azaldı ve med cezirin değişmesiyle akıntı lehimize döndü. Sabaha karşı 02.00 hesapta dolun ay var ama üzerimizden geçen sistemin yağmur sağanakları arada bir 40 knt a çıkan rüzgârla indirdiği kamçı gibi rüzgârla adadaki feneri görmemize engel, 12 mil menzili olan feneri ancak 4.5 mil yaklaşınca görebildik. Ama bu sadece bulunduğumuz pozisyonu gözle tasdik için. Yoksa GPS in sayesinde küçük gemimiz computer ekrarnındaki haritanın üzerinde ilerliyor.

Eskiden gece böyle bir havada bu geçide girmeyi rüyamda bile düşünemezdim.

Kendimize bir yer bulup demiri koyveriyoruz. Allaha şükür salimen vardık 6 gün 16 saat iyi bir zaman geçen sefer neredeyse 9 gün sürmüştü.

Sabah pırıl pırıl bir güne uyanıyoruz, güneş içimizi ısıtıyor, bir kaplumbağa hoş geldiniz diye bakıp derine dalıyor. Eziyetin bedeli, Dünü unuttuk bile.  

Güney batı rüzgârı üç gün estı durdu. Baş şehir Noumea’ya gidip giriş yapmam lâzım ama bu havada batıya gitmeye çalışmak pek akıl kârı değil. Rüzgâr yerini hakim rüzgâr Gdoğuya burakınca demiri alıp iki etapta Noumea ya gittik. GPS ve chart programları ne şahane, resifler arasında eski devirdeki endişeleri kaldırıyor. Yolda bir de torik kadar ton balığı yakalayıp yolumuz üstünde bir koya demirledik. Mesafe bir günde gitmek için biraz uzak. Zaten Fransız otoriteleri kimsenin gırtlağına basmıyor.

Ertesi gün yağmur sağanaklarıyla Noumea’ya vardık. Bu yıl kuralları değiştirmişler, eskiden marina bir gün ücretsiz bağlatıp gümrük işlemlerini yaptırıyordu, şimdi bir saat bile bağlasan bir gece ücreti vereceksin ve botları bile bağlamak parayla olmuş.

Ben diğer birkaç yat gibi limanda demirledim. Yeni Kaledonya biraderlerinden Jocelyn beni arabasıyla ofisleri dolaştırdı, girişi hallettim. Botu da Jocelyn’ın teknesi Agena’ya bağlıyoruz, suyu da oradan alıyorum problem yok.

Buradaki biraderler bizi aylık yemeklerine davet ettiler, bize bilhassa benim Türk olmamdan ilgi çoktu. Denizlerde dolaşan diğer Türklerin nasıl karşılandığını çok merak ediyorum, belki nadir veya ilk defa bir Türk denizcisi gördüklerinden, daha önemlisi Türkiyede çok iyi hatıralar edindiklerinden bu ilgi.

Tipik birader gecesi bol içki, bol korsan şarkısı, bol tulum zurna müziği. Kıyıların Biraderlerini Yacht dergisinin ilk sayısında anlatmıştım, Yeni Kaledonyada geçen günlerimiz içinde tekrar anlatacağım.

 

         

30th May

We are safe and sound in New Caledonia.

Had a mixed bag of a trip; Started with engine worry, will it start when I need it? Didn’t test it enough, but how much more I can do? It could take weeks to try and try. AND a nice weather window opening, all agreed “this is a long term favorable wind promising one.

What to do all the tools and bits and pieces on the floor, Annette needs to cook etc.

Front is going to pass Saturday and people lined up in front of the Custom office, getting clearances for Sunday.

We could also leave Sunday afternoon but too much of a rush. OK we’ll go Monday.

Checked out and left first thing in the morning, by 09.00.

First surprise is wind; it is not SW but SE? Something is fishy? First two days 10 knot tail wind is not enough to push Kelebek in this 2 meter swell leftover from last gale. Rocking and rolling. But third day wind shifted to ESE then E 10-15 sometimes 20. Kelebek picked up her skirts and started running. We made 150 miles a day over next 4 days, first 2 days were only 90 miles.

Hard and fast running is not comfy below but it didn’t bother us much BUT when Helmut  gave me bad news on the radio, morale went down. “a low developing just E of New Caledonia, last day of our trip would be 30 knot head wind and rain squalls” Oh S oh dear.

So last 4 days my ear glued to radio, working Kelebek hard to beat the system and arrive before shit hits the fan.

I lost the race. Last day wind turned to NE then N, we were only 90 miles away, I wish we’d left one day before.

Last 60 miles were nail biting, squalls gave us 25-30 gusting 40 knots smacks, we can not sail this course, so motor was the hero of the day. Had to motor sail last 12 hours. We were in a tight spot, if this had happened one day before, it would not be a big deal, we could just hang out till it passed but we are just about in the fish tail of south east N.C. so had to press on. Arrived 04.00 am. It was full moon no problem? NO!! frontal non stop rain covered the moon, we can not even see the light house before 4 miles, (it’s range is 12 nm!) Thanks to Max sea and gps anchored in Iles de Pin.

Woke up to a beautiful morning, we are warm, safe and no real problem with the boat. Will go to Noumea to clear in in couple of days.  SW wind blowing now, life is great.

23.May. 08 finally went to Noumea and checked in. Thanks to brother Jocelyn. He took me around the offices to clear in.

This year it is not only no more free night in the marina, if you tie up there to check in you must pay one night fee plus 500 CFP. So I said bugger this like some other yachts we did our own thing after anchoring in the bay. Even marina thinks it is not so nice. Never mind.

 

 

11th May 2008

 

Anything can happen when you are sailing.

Unexpectedly a few days ago we discovered a problem with the engine. After scratching our heads and working carefully through the fuel system, we think we've fixed the problem.

We believe we are ready to sail.

We're planning to leave New Zealand tomorrow, heading for New Caledonia, about 860 miles away.

 

 

 

5 May 2008

 

We are in Opua in the Bay of Islands waiting for favourable weather to sail to New Caledonia.

 

22. April 2008

 

We are preparing Kelebek to cruise once more on the oceans and among islands. The time to leave Whangarei is approaching. We're both excited and sad.